Monday, June 15. 2009
Kadın Sağlığı, Kadın Hastalıkları: Vulva Kanseri
Vulva, dış cinsel organlara verilen isimdir. Vajina kanserinden biraz daha sık olmakla birlikte yine de oldukça nadir görülen bir genital kanserdir. Kadın üreme organı kanserlerinin ancak yüzde birini teşkil eder. Görülme yaşı 40-50 yaşlar ve 70 yaşlar olmak üzere 2 yaş grubunda daha sıktır. Genç yaşta görülenler rahim ağzı kanserine benzer şekilde HPV (Human Papilloma Virusu) ile ilişkilidir. İleri yaşta görülenler HPV ile bağlantılı değildir. Bu olgularda daha çok çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir.
Vulva kanserinin en önemli belirtilerinden biri geçmeyen kaşıntıdır. Vulva cildinde eskisine nazaran sertleşme, kabarma şeklinde ortaya cilt değişiklikleri ortaya çıkar, çoğu kadın bu farklılığı hissedebilir.
Tedaviye dirençli olan kaşıntı olgularında görünür bir problem olmasa da gereklidir. Bunun dışında vulvada renk değişiklikleri ve kızarıklık, ülser, kitle gibi çeşitli cilt lezyonları görülebilir. Kesin tanı biyopsi ile konulduğundan vulvada görülen tüm şüpheli durumlarda biyopsi almak tanı koydurucudur.
Biyopsi alırken, gözle izlenmesi çok zor olan özellikle başlangıç aşamasındaki vulva kanserlerinin tanınması ve doğru yerden biyopsi alınmasını kolaylaştırmak amacı ile kolposkop denen bir alet de kullanılabilir. Kolposkop vulva bölgesini 10-40 defa büyüterek daha iyi bir inceleme olanağı sağlar.
Vulva kanserlerinin büyük bir kısmı yassı hücreli kanser adı verilen tıpkı cilt kanserleri tipindedir. Yani cildi de döşeyen çok katlı dokunun kanserleridir. Bunun dışında özel kanser tiplerinden olan Paget hastalığı, bazal hücreli kanser, ve malign melanom da vulvada görülebilir.
Olguların yarısında erken evrede tanı konabilir. Tedavi öncelikle cerrahidir. Genellikle vulvektomi (vulva derisinin çıkartılması)gereklidir. Tümörle birlikte çevre doku ve lenf bezleri çıkarılır. ; operatör tümörü, çevresindeki deriyi, belki de kasıktaki lenf bezlerini ve lenf -bezleriyle tümör arasındaki deriyi de çıkarır.
Kanserin cinsi ve tümörün büyüklüğü ne kadar doku çıkarılması gerektiğini belirler.İleri evrelerde cerrahiye ek olarak radyoterapi de uygulanabilir.
Erken evre yakalandığında tedavi şansı %90ları bulabilir.
Kaynak: Dr. Selman Laçin (selmanlacin.com)
Rahim ve İdrar Kesesi Sarkması
Rahim sarkması cinsel organların, bu organları karın içersinde sabitleyen bağların özelliklerini yitirmesi nedeniyle aşağıya vajinaya doğru yer değiştirmeleridir. Genellikle sadece rahim değil onun hemen önünde ve arkasında yer alan idrar torbası ve kalın barsağın son kısmı da rahimle birlikte sarkma gösterir.
Normalde bu organlar kendilerini tutan bağların sayesinde ancak sınırlı olarak hareket edebilirler. Yaş ilerledikçe ve özellikle yapılan doğum sayısı arttıkça bu bağlar esnekliklerini kaybeder ve böylece genital organların vajina içine sarkmasına neden olabilirler. Bazen sarkma öylesine belirgindir ki, kadın vajina girişinde rahim ağzını eliyle hissedebilir. Hatta bazen rahim ihmal edilmiş vakalarda vaginanın dışına da çıkabilir.
İdrar torbası sarkması vajina ön duvarına komşu olan idrar torbasının vajina içerisinde bombeleşmesine verilen isimdir. Bu durum da özellikle öksürme, hapşırma, ağır bir nesne kaldırma gibi karın içi basıncını artıran durumlarda kadının vajina içerisinde bombeleşen idrar torbasını eliyle hissetmesine neden olur. Bu şikayete, her zaman olmamak kaydıyla, genellikle idrar kaçırma da eşlik eder. İdrar kaçırma sorunu en hafif şekliyle yalnızca öksürme, aksırma ve ıkınma durumunda ortaya çıkar.
Sarkmanın şiddetinin artmasıyla birlikte gülme, cinsel ilişkide, hatta ayakta durma, gibi durumlarda da idrar kaçırma sorunu ortaya çıkar. İdrar torbası sarkması ileri durumlarında idrar torbası ile uretra adı verilen idrarı torbadan dış ortama ileten boru arasında olması gereken açının bozulmasına ve böylece idrar kaçırma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olur. En ileri ve oldukça ender görülen durumlarda idrar hiç tutulamaz ve idrar torbasına gelen idrar burada depolanmadan direkt olarak dışarı boşalır.
Rahim sarkması tek başına olduğunda kadının özellikle ayakta durduğunda, öksürdüğünde, hapşırdığında ve ıkındığında ağrı ve alt bölgede dolgunluk hissetmesine neden olur Rektum (kalın bağırsağın son kısmı) sarkması ise vajina arka duvarıyla komşu olan rektumun vajinaya doğru bombeleşmesidir. Rektum sarkması çoğu durumda özel bir sorun yaratmamakla birlikte kabızlık sorunu yaşanmasına neden olabilir. Genital organlarda sarkma sorunu yaşayan kadınların diğer bir sorunu da zor doğumlarda ortaya çıkan yırtıkların vajinada genişleme şikayetine yol açmasıdır. Bu durum kadının eşiyle cinsel yaşamda sorunlar yaşamasına, çiftin eskisi gibi cinsel yaşamdan zevk alamamasına neden olabilir.
Genital organlarda sarkma özellikle çok sayıda ve zor doğum yapmış kadınlarda görülür. Uzun süren doğumlar genital organları yerinde tutan bağların uzaması, bazı bölgelerden yırtılması ve böylece organları yerinde tutma işlevlerinin azalmasıyla sonuçlanır. Sezaryan ile doğum yapmış olan kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda ise sarkma çok daha nadir görülür.
Genital organ sarkmaları ender olarak tek başlarına görülürler. Sıklıkla rahim sarkması, idrar torbası sarkması ve kalın barsağın son kısmının sarkması ve idrar kaçırma şikayeti beraberce görülür.
Yukarı
Nasıl Tanı Konur?
Genital organ sarkması hiçbir sorunu olmayan bir kadında tesadüfen saptanabileceği gibi sıklıkla idrar kaçırma veya "alt bölgede dolgunluk hissi" yaşayan bir kadının jinekolojik muayenesi esnasında sarkmanın kolaylıkla görülmesiyle konur.
Tedavi Yöntemleri
Rahim sarkmasının tedavisi kadının yaşına, hastalığın derecesine, kadının genel sağlık durumuna ve daha sonra çocuk doğurmak isteyip istemediğine göre değişir. İleride bu problemin gelişmesi düzenli Kegel egzersizleri denilen vajina etrafındaki ve perine kasları kasma egzersizleri yapılarak kısmen de olsa engellenebilir.
Ailesini tamamlamış bir kadında genital organ sarkması durumunda uygulanan tedavi şekli genellikle rahimin vajina tarafından çıkarılması ve ön ve arka vajina duvarlarındaki fazlalıkların çıkarılarak vajina daraltılması şeklindedir. Vajen daraltma operasyonu geçiren kadınlar eğer gebe kalılarsa normal doğum yerine sezeryan olmaları gerekir.
İdrar kaçırma sorununun tedavi edilmesi için daha farklı ameliyat tekniklerinin kullanılması gerekebilir. Bu konuda detaylı bilgi için bakınız İdrar Kaçırma
Üreme çağındaki ve halen doğum yapmayı düşünen ya da ailesini tamamlamış olsa bile rahim alınmasını kabul etmeyen bir kadında ise rahim alınmaksızın yalnızca ön ve arka vajina duvarlarındaki fazla doku alınarak genişlemenin tamiri yani vajinanın daraltılması yoluna gidilir.
Böylelikle doğum sonrası vajina genişlemesi yakınması olan kadınların şikayetleri azalacak ve cinsel yaşamdan da eskisine oranla daha fazla tatmin sağlanacaktır.
Vajina daraltılması operasyonuna tıpta vajinoplasti adı verilir.
Vajinoplasti konusunda daha fazla bilgi edinmek için lütfen tıklayınız..
Belirgin rahim sarkması durumunda karın yoluyla rahimi yerinde tutan bağlara ulaşılarak bu bağların yukarı çekilmesi ve böylelikle rahimin alınmaması mümkündür. Ancak yukarı çekme operasyonlarının çok da uzun ömürlü olmadığı bilinmelidir. Yapılan operasyonun tipine ve yapan cerrahın tekniğine bağlı olarak 3-5 yıl içersinde tekrarlama riski ortaya çıkabilir.
Çok nadiren çocukları olmasına rağmen rahiminin alınmasını istemeyen veya başka çocuk doğurmak arzusunda olan bayanlarda ya da rahim alınması operasyonunu dahi kaldıramayacak kadar yaşlı ve genel durumu kötü hastalarda operasyon yerine pesser adı verilen ve vajinaya yerleştirilerek rahimi destekleyip yukarda tutan cihazlar da kullanılabilir ama bu tür tedaviler çok özel durumlarda uygulanmaktadır.
Günümüzde ailesini tamamlamış bayanlarda çocuk taşımaktan öteye bir fonksiyonu olmayan rahimin alınması sarkmalarda uygulanacak en akılcı tedavi şeklidir.
Kaynak: Dr. Selman Laçin (selmanlacin.com)
Kadın Sağlığı, Kadın hastalıkları: Vajen Daraltılması
Vajinoplasti Nedir?
Vajina bölgesinin geniş olması kadının kendine ait doku özelliklerinden ve yapısından kaynaklanabildiği gibi ilerleyen yaş ve özellikle zor doğumlara bağlı olarak da gelişebilmektedir.
Rahim sarkması, idrar kesesinde sarkma ve idrar kaçırma sorunu yaşayan kadınların diğer önemli bir sorunu da zor doğumlarda ortaya çıkan yırtıkların vajinada genişleme, bollaşma şikayetine yol açmasıdır.
Ayrıca doğumdan sonra düzgün onarılmayan yırtıklar ya da epizyotomiler yani doğum sırasında rastgele yırtılmayı engellemek için yapılan kesi işlemi sonrasında da kabarık ya da kötü görünümlü nedbe dokusu yine ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Vajende bollaşmanın ileri durumlarında ise cinsel ilişkide hava ve istenmeyen ses çıkması, hatta idrar kaçması dahi görülebilmektedir.
Tüm bu durumlar kadının eşiyle cinsel yaşamda ciddi sorunlar yaşamasına, çiftin eskisi gibi cinsel yaşamdan zevk alamamasına neden olabilir. Bu da kadının zamanla özgüvenini yitirmesine ve hatta cinsel yaşamdan uzaklaşmasına da yol açabilir.
Ülkemizde bu tür cinsel sağlık problemleri ne yazık ki utanılacak bir sorun olarak görülmekte bu sebeple hekime başvurmalar az sayıda olmaktadır.
Oysa ki nasıl vücudun diğer pekçok bölgesine estetik operasyonlar uygulanarak fizyolojik ve psikolojik düzelme sağlanıyorsa vajina estetiği de cerrahi olarak vajinoplasti yöntemiyle düzeltilerek aynı fayda sağlanabilir.
Günümüzde bu sorunların düzeltilmesi için yararlanılan çeşitli tekniklerden oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Vajen daraltılması operasyonuna tıpta genel anlamıyla vajinoplasti adı verilmektedir.
Ayrıca operasyon sonrasında yaşla birlikte daha sık rastlanan bir şikayet haline gelen idrar kaçması sorunu da ortadan kaldırılmaktadır.
Vajina daraltılması işleminde yani vajinoplastide ne yapılıyor?
Çok da zor olmayan bir cerrahi girişim olduğu için lokal anestezi ile sedasyon adı verilen iki uygulamanın bir arada kullanılmasıyla da gerçekleştirilmesine karşın çoğu cerrahın tercihi genel anestezi kullanılmasıdır.
Yaklaşık 45 dakika kadar süren operasyonda vajinanın hem ön hem de arka duvarı açılarak alttaki dokuya sıkılaştırıcı işlem yapılmakta ve fazla vajen dokusu çıkarılmaktadır. Ayrıca vajeni çevreleyen kaslar da birbirine yanaştırılmaktadır.
Eriyebilen dikişler kullanıldığından operasyon sonrasında dikişlerin alınmasına gerek duyulmamaktadır.
Böylelikle doğum sonrası vajina genişlemesi yakınması olan kadınların bu şikayetleri azalmakta ve eşlerin her ikisinin de cinsel yaşamdan eskisine oranla daha fazla tatmin olmaları sağlanmaktadır.
Kaynak: Dr. Selman Laçin (selmanlacin.com)
Spiral Nedir?
Rahim içine uygulanarak yumurtanın rahim içine naklini, spermlerin yumurtanın yanına gitmesini ve döllenme olsa bile rahim içinin özelliklerini bozarak döllenmiş yumurtanın yerleşmesini engeller. Çıkarıldığında doğurganlık kısa sürede geri döner.
Spiraller rahim içinde 1 - 5 yıl kalabilir. Genellikle ucunda ip bulunan plastik veya metalden yapılmışlardır. Bazı RIA'lar bakır veya progesteron hormonu içerir. Genital organ enfeksiyonlarıyla olan ilişkisi nedeniyle, RIA kullanımında tartışmalar olmuştur. Eğer yoğun adet kanaması yaşıyorsanız, üreme organlarından herhangi birine ait (yumurtalık, rahim, tüpler) bir enfeksiyon veya dış gebelik öykünüz varsa doktorunuzla RIA kullanma riskleri konusunda konuşmalısınız.
Yan etkileri azdır, kontrolleri düzenli olarak yapılırsa 10 yıl süre ile % 98 oranında korur. Bugün en sık olarak bakırlı spiraller kullanılmaktadır. Hormon salan (progesteron) tipleri de vardır ama özel amaçlarla tercih edilirler.
Spiral Nasıl Kullanılır?
Uzman hekim tarafından spiral rahim içine yerleştirilir. Genellikle gebelik ihtimalinin çok az olduğu ve rahim ağzının hafifçe açıldığı dönem olduğu için adet döneminde takılır. Takılması genellikle birkaç dakika alır.
Takıldığı zaman nadiren kramp tarzında ağrı hissedebilirsiniz. RIA takıldıktan sonra, rahim içinde olduğundan emin olmak için, ipini kontrol ediniz. Aynı zamanda birkaç kez adet döneminden sonra da ipini kontrol ediniz. Bunu parmağınızı vajen içine sokarak, rahim ağzı yakınında ipi hissederek yapabilirsiniz. İpi hissettiğiniz sürece spiral normal pozisyonundadır ve gebe kalma ihtimaliniz çok azdır. Eğer sert plastiği hissederseniz, doğru yerinde değildir. Değiştirmek için hekiminize başvurmalısınız.
İlk birkaç ay içinde RIA siz farketmeden çıkmış olabilir. Bu nedenle ilk aylarda her ilişki öncesi RIA'yı kontrol ediniz. RIA, 1 - 5 yıl kullanılabilir. Genellikle progesteron içeren RIA'lar 1 yıl sonra değiştirilir. Bakır içeren RIA'lar ise 5 yıl kullanılabilir.
Spiralin süresi dolduğunda, bir sorun yoksa yeni bir spiral eskisi çıkarıldıktan hemen sonra takılabilir. Rahimin bir süre dinlendirilmesi gibi bir kavram geçerli değildir. Eğer;
* İpi hissedemezseniz,
* Kötü kokulu vajinal akıntı,
* Özellikle ilişki sırasında ciddi, beklenmedik karın ağrısı,
* Nedeni belli olmayan ateş,
* Gebelik belirtileri varsa,
Bu gibi durumlarda hemen doktorunuzu aramalısınız.
Spiral kullanırken gebe kalınabilir mi?
Nadiren spiral yerindeyken de gebelik oluşabilir. Böyle bir durumda oluşan hamileliğin düşükle sonlanma olasılığı %50'dir. Ancak gebelik fark edildiği anda spiral çıkartılırsa bu oran %25'e düşmektedir.
Dolayısıyla böyle bir durum fark edildiğinde yapılacak şey spiralin çıkarılmasıdır. Ancak çıkarılma işlemi esnasında sorun oluşabileceği ve gebeliğin bundan az olasılıkla da olsa zarar görebileceğini kişi bilmeli ve bu olasılığa hazır olmalıdır.
Gebelik devam ettiği halde spiralin çıkartılmaması ise anne adayının hayatını tehtit edebilecek düzeyde bir enfeksiyon riskini de beraberinde taşır. Bu nedenle eğer spiralin ipi görülemiyorsa ya da ultrasonda yeri saptanamıyorsa kürtaj da düşünülmelidir.
Gebelik devam ederken spirali yerinde bırakmak amniyon zarının erken açılması riskini de beraberinde getirir. Bu durumda da erken doğum kaçınılmaz olacaktır.
Spiral ne zaman uygulanmamalıdır ?
* Gebelik kuşkusu varsa
* Yeni geçirilmiş, ya da tekrarlayan jinekolojik iltahap varlığında
* Teşhis konulmamış vaginal kanama varsa
* Rahim anatomisinde bozukluk varsa
* Büyük myomlar varsa
* Kronik bağışıklık yetmezliği
* Bakır alerjisi varsa (bakır içeren spiraller için)
* Wilson hastalığı varsa (bakır içeren spiraller için)
Kaynak: Dr. Selman Laçin (selmanlacin.com)
Rahimin Doğumsal Anomalileri
Embriyonik dönemde serviks (rahim ağzı) ve uterus (rahim) sağlı sollu yerleşmiş "müller kanallarının" orta hatta birleşmesinden ve kaynaşmasından meydana gelir. İlk birleşmede iç duvarlar orta hatta ince bir bölme oluşturur. Kaynaşma ilerledikçe bu bölme serviksten uterusa doğru (aşağıdan yukarı) incelerek kaybolur. Rahimdeki anomalilerin bir kısmı bu birleşmenin hiç olmaması ya da birleşme ve kaynaşmanın yetersiz olmasından kaynaklanan doğumsal anatomik bozukluklardır.
* Anomali olarak çift rahim, çift serviks ya da çift vajina görülebilir.
* Daha nadir olarak, rahmin, vajinanın gelişmemesi (vajinal agenezi) söz konusu olabilir.
* Rahim içinde veya vajinada bölmeler (perdeler) de görülebilir (ör; uterus didelfis, uterin septum, vajinal septum gibi). Bu bölme veya perdeler tam veya kısmi olabileceği gibi enine veya boyuna da olabilir.
* Rahimin çift boynuzlu görünümü (uterus bikornis), tek boynuzlu şekli (uterus unikornis), rudimenter(gelişmemiş) boynuz görülebilir.
Bazı uterus (rahim) anormallikleri hafif ise hiç belirti vermeyebilir. Bazı durumlarda ise gebelik oluşumuna engel teşkil edecek düzeyde anomali şiddetli olabilir.
* Uterin anomaliler nelere sebep olabilir?
* Hamile kalamama (kısırlık, infertilite)
* Hamile kalıpta düşük yapma (abortus)
* Tekrarlayan gebelik kayıpları
* Erken doğum
* Amniyon suyunun erken gelmesi (EMR,erken membran rüptürü)
* Bebeğin doğumda baş ile değilde makad veya yan olarak gelmesi (prezentasyon anomalileri)Intrauterin exitus (bebeğin rahim içinde ölümü) gibi pek çok komplikasyonlara neden olabilir.
* Tekrarlayan erken gebelik kayıpları da uterus anomalilerin bulgusudur.
Ancak doğuştan rahmin bu tür anatomik problemleri olsa dahi rahim içi hacmi bebeğin normal gelişimi için yeterli olan kadınlarda doğuma kadar hiç bir problem çıkmayabilir. Vajinanın hiç olmadığı durumlarda tedavi bölgedeki dokularda bir kanal açılarak bir vajina yapılmasıdır. Doğurganlığın etkilendiği durumlarda metroplasti (uterusun şeklinin ameliyatla düzeltilmesi) operasyonu gerekir. Septum (bölme) varlığında, histeroskopi ile rezeksiyonu (çıkartılması) en etkili tedavidir.
Kaynak: Ankara Etlik Doğumevi (www.etlikdogumevi.gov.tr)
Kolposkopi Nedir?
Kolposkopi rahim ağzı, vagen veya vulvanın yakından muayenesini sağlar. Kolposkop denilen ışıklı alet rahim ağzının görüntüsünü büyütür, böylece daha iyi muayenesini ve görülebilmesini sağlar.
Kolposkopinin başlangıcında muayene olduğunuz gibi kadın-doğum masasına sırt üstü yatacaksınız. Muayene sırasında uygulanan metal alet vageninize yerleştirilerek rahim ağzınızın rahat görülmesi sağlanacak. Tuzlu su ile rahim ağzı ve vagendeki akıntılar giderildikten sonra, özel bir sıvı ile rahim ağzınız ıslatılacak. Eğer sorunlu bir doku, hücre varsa bu sıvı etkisi ile beyaz renge dönecektir. Bu sayede doktorunuz beyaz bölgeleri daha ayrıntılı inceler, gerekirse bu bölgelerden biyopsi (parça) alır. Alınan parça konunun uzmanı (patolog) tarafından incelenir.
Bu işlem genellikle 20-30 dakika sürer.
Niçin Kalposkopi Yapılır?
Kolposkopi, anormal hücresel değişikliklerin varsa nedenini ortaya koymak için yapılır.
Kalposkopi Niçin Onemlidir?
Bu tetkik sayesinde rahim ağzının kanserleri çok erken evrede yakalanabilir.
Kalposkopi Ağrılımıdır?
Eğer doktorunuz biyopsi örneği alırsa, doku alınması sırasında hafif kramp ve ağrı hissedebilirsiniz. Bu işlem sırasında kendinizi mümkün olduğunca kasmamanız, yavaş ve derin nefes alıp vermeniz yardımcı olabilir.
Kalposkopiye Nasıl Hazırlanmalıyım?
İşlem öncesi idrar torbanızı ve barsaklarınızı boşaltırsanız daha rahat olabilirsiniz. Randevunuzdan 24 saat öncesinde duş almayınız, vajinal ilaçlar veya tampon uygulamayınız, cinsel ilişkide bulunmayınız.
Kalposkopiye Çocuk Sahibi Olmami Etkiler mi?
Hayır. Eğer doktorunuz doku örneği alırsa, bu doku örneği çok küçük olacaktır ve çocuk sahibi olmanızı engellemez. Fakat gebeyseniz veya olma ihtimaliniz varsa bu durumunuzu doktorunuza bildiriniz. Bu bilgi doktorunuzun size yaklaşımını değiştirecektir.
Kalposkopiden Sonra Kanama Olur mu?
Kolposkopi sonrası koyu renkli vajinal akıntınız ve en az iki gün lekelenme kanamanız olabilir.
Kalposkopi Sonrası Tampon Kullanılabilir mi?
Hayır. İşlem sonrası en az bir hafta veya doktorunuz bildirene kadar tampon kullanmayınız veya vajene hiçbir şey koymayınız. En az bir hafta cinsel ilişkide bulunmayınız.
Doktorumu Ne Zaman Aramalıyım
Kolposkopi sonrası aşağıdaki problemlerden herhangi biri ile karşılaşırsanız hemen doktorunuzu arayınız:
- Aşırı vajinal kanama
- Alt karın ağrısı
- Ateş, titreme veya kötü kokulu vajinal akıntı
Kaynak: Ankara Etlik Doğumevi (www.etlikdogumevi.gov.tr)
Kemik Erimesi (Osteoporoz)
Menopozdan sonra pek çok kadında osteoporoz ile sonuçlanabilen kemik kaybı gelişir. Sağlıklı kemik yoğun ve güçlüdür ve büyük miktarda basınca dayanabilir. Ancak, osteoporoz geliştiğinde, kemikler incelir ve kırılgan bir hal alır ki bu kemiklerin kırılma olasılığını arttırır. Kemiğe direncini veren maddeler özellikler kalsiyumun kemikten uzaklaşması ile osteoporoz oluşur. Östrojen hormonun olmadığı durumlarda kemik kaybı hızlanır ve menopozal dönemde gözlenen osteoporoz ortaya çıkar. Menopozda hormon replasman tedavisi alan kadınlarda kemik erimesi daha az olmaktadır fakat dikkat edilmesi gereken nokta günümüzde ateş basması gibi hiçbir menopozal şikâyeti olmayan kadınlara sadece kemik erimesini önlemek amacıyla östrojen yani hormon tedavisi önerilmemektedir.
Erken evrede osteoporoz fark edilebilecek nitelikte çok az fiziksel değişikliğe yol açar. Ancak, hastalık ilerledikçe özellikle omurga, el bilekleri ve kalça kemiklerinde basit travmalarla kırıklar oluşabilir. Kemik kaybı kişide ağrılara, boy kısalmasına, hareket kısıtlılığına ya da omurganın eğrilmesine dahi ("kocakarı kamburu" olarak da bilinir) yol açabilir.
Osteoporoz riskine katkıda bulunabilecek diğer etkenler:
* Sigara
* Çok fazla alkol tüketimi
* Çok az egzersiz, hareketsizlik
* Çok az kalsiyum alımı (şimdi ya da çocukluk çağında)
* Steroidler (astım ve artrit tedavisinde sık kullanılırlar) ve tiroid hormonu (çok yüksek dozda) gibi belirli ilaçların kullanımı
* Erken menopoz (45 yaşından önce)
* Genetik faktörler
Kemik Mineral Ölçüm Yöntemlerine göre:
Normal ----------------------> T-skor < -1 SD
Osteopeni -------------------> T-skor 1, -2.5 SD
Osteoporoz ------------------> T-skor> -2.5 SD ve kırık yok.
Yerleşik osteoporoz ---------> T-skor > -2.5 SD ve kırık var.
Tedavi:
İlaç tedavisinde kemik yıkımını azaltanlar (kalsiyum, bifosfonatlar, raloksifen, kalsitonin ve hormon replasman) ve kemik yapını arttıran (Flor, Paratiroid hormon, D vitamini) olmak üzere çeşitli ilaçlar kullanılır. Tedavide beslenme, egzersiz, yeterli güneş ışını alma, yaşam şeklinin düzenlemesi de önemlidir.
Korunmak için neler yapmalı?
* Kalsiyum ve D vitamini yönünden yeterli beslenme
* Güneş ışınlarından yeterince yararlanma
* Bol hareket ve egzersiz
* Sigara, alkol ve aşırı kafein gibi kötü alışkanlıklarında osteoporozu artırıcı etkenlerden uzak durma
Kaynak: Ankara Etlik Doğumevi (www.etlikdogumevi.gov.tr)
Rahimde Yara
Rahim ağzının dış yüzeyini oluşturan hücrelerin kısmen ya da tamamen yokluğu erezyon ya da halk arasında sıklıkla söylendiği şekliyle rahim ağzında yara olarak adlandırılır.
Gerçekte ise çoğu kez yara olarak tanımlanan durumlarda bir doku kaybı yani yara olmayıp sadece faklı hücrelerin olmamaları gereken yerde bulunmaları söz konusudur. Normalde olması gereken hücrelerin yerini rahim ağzı kanalının içinden gelen hücreler almıştır. Bu hücreler daha ince tabakalardan oluştuğu için altta kalan kan damarları yüzeye daha yakın ve daha belirgindir ve yara şeklinde tanımlanmaktadır. Doku daha kırılgan olduğundan kolayca kanayabilir ve enfeksiyonlara daha açıktır.
Bu duruma yol açan nedenler tam olarak bilinmemektedir. Cinsel ilişkinin sıklığı ya da tampon vs. kullanımının yol açtığı travmanın sebep olabileceği kabul edilir. Benzer şekilde vajinal iltahaplar, sperm öldürücü ilaçlar, kremler ve prezervatif üzerindeki kimyasal maddeler de yara görünümüne neden olabilir. Hamile kadınlarda ve doğum kontrol hapı kullananlarda sıklıkla saptanması ise anormal bir durum değildir. Ancak pek çok kadında altta yatan herhangi bir neden ya da risk faktörü saptanamaz.
Kadınların bir kısmında hiçbir belirti vermez ve muayene sırasında rahim ağzı gözlenirken fark edilir. Bununla birlikte bazen karşılaşılan yakınma akıntıdır. Dışa doğru dönmüş hücreler salgı yapmaya devam ettiğinden vajinal akıntı olabilir. Bu akıntı kokusuz, şeffaf, beyaz bir akıntı olabileceği gibi iltahaplanma varsa kötü kokulu ve leke bırakan tarzda da olabilir. Bir diğer bulgu ise lekelenme şeklinde vajinal kanamalardır. Doku kırılgan olduğundan cinsel ilişki sırasında penisin teması ile küçük kanamalar olabilir.
Jinekoloğunuzun muayenesi esnasında rahim ağzında yara görünümü varsa hekiminiz bunu mutlaka size iletecektir.
Bu durum çoğu zaman kendiliğinden iyileşir. Altta yatan enfeksiyon, travma, kimyasal madde gibi bir neden saptandığında bu durumun giderilmesi tedavi edilmesini sağlar. Bir neden bulunamayan ve takiplerde kendiliğinden geçmeyen, hastanın kanama ve akıntı yakınmalarının fazla olduğu durumlarda ise yakma (koterizasyon) veya dondurma (kriyoterapi) gibi yöntemler kullanılabilir. Tamamen ağrısız ve kolay uygulanabilen bu yöntemlerle % 90 oranında tedavi sağlanabilir. Kesin sonuç almak için işlem sonrasında 3-4 haftalık bir sürenin geçmesi gerekir.
Unutulmaması gereken en önemli konu rahim ağzı kanserlerinin de ilk dönemlerde basit bir yara görünümü vermeleridir. Dolayısıyla yara görülen her durumda öncelikle smear denilen rahim ağzından sürüntü mutlaka alınmalı ve hücresel düzeyde inceleme yapılmalıdır. Bu incelemenin sonucu normalse o zaman yakma veya dondurma gibi işlemler uygulanabilir.
Naboth ya da Nabothi kisti nedir ?
Rahim ağzında görülen küçük kistlere Nabothi Kisti ismi verilmektedir. Kistlerin içi ise sarı-beyaz renkli sümüksü (mukus) bir sıvı ile doludur. Büyüklükleri genellikle 2-10 mm ebadındadır. Rahim ağzında normalde salgı salgılayan Nabothi bezleri bulunur. Bu bezlerin değişik sebeplerden (genellikle iltahap, doğum travması gibi..) dolayı kanallarının tıkanması ile değişik boyutlarda rahim ağzında küçük kistler oluşmaktadır.
Jinekolojik muayene veya ultrasonografik inceleme sırasında rahatlıkla görülürler ve genellikle birden fazladırlar. Doğum yapmış kadınlarda daha sık görülmektedirler. Genellikle herhangi bir belirti vermezler ve şikayete yol açmazlar.
Küçük nabot kistlerinin tedavisine gerek yoktur. Çok büyük veya şüpheli görünüşte olanlara kolposkopi ve biopsi yapılabilir.
Kaynak: Dr. Selman Laçin (www.selmanlacin.com)
(Page 1 of 1, totaling 8 entries)

Owner login
